1. Giriş
Evliliğin mutlak butlan veya nisbi butlan sebebiyle iptali, yalnızca evlilik birliğinin kişisel statüye ilişkin sonuçlarını değil, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, nafaka, tazminat ve bazı durumlarda soyadı gibi mali ve kişisel sonuçları da gündeme getirir. Türk Medeni Kanunu, evliliğin butlanla sona erdirilmesi halinde bu sonuçları boşanmaya ilişkin hükümlerle büyük ölçüde aynı sisteme bağlamıştır. Bu nedenle iptal davası açıldığında “evlilik baştan itibaren hükümsüzdür, o halde mal paylaşımı da yoktur” şeklinde bir sonuca varılamaz; aksine kanun, özellikle mal rejiminin tasfiyesi bakımından özel bir koruma ve geçiş sistemi öngörmüştür.
Bu makalede, mutlak ve nisbi butlan halinde mal paylaşımının hangi esaslara göre yapılacağı, mal rejiminin ne zaman sona ereceği, iyi niyetli eşin korunması, katılma alacağı ve değer artış payı gibi tasfiye kalemleri ve güncel Yargıtay uygulaması ele alınacaktır.
2. Konunun Kanuni Çerçevesi
Evliliğin butlanla iptali halinde mal paylaşımının temel dayanakları Türk Medeni Kanunu’nun özellikle m. 158, m. 225, m. 179 ve mal rejiminin türüne göre m. 219 ve devamı hükümleridir.
TÜRK MEDENİ KANUNU- Madde 158:
“Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.”
TÜRK MEDENİ KANUNU- Madde 225:
“Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.”
TÜRK MEDENİ KANUNU- Madde 179:
“Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler.”
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde şu sonuç ortaya çıkar:
Evlenme, butlan kararı kesinleşene kadar hukuki sonuç doğurur.
Butlan kararı verilse bile, mal rejimi bakımından tasfiye gereklidir.
Mal rejimi, iptal davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılır.
Tasfiyede, boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
3. Mutlak Butlan ve Nisbi Butlan Ayrımı
Butlan iki farklı durumda gündeme gelir:
Mutlak butlan:
Evlenme, kamu düzenine aykırı ağır sakatlıklarla kurulmuştur. Örneğin evlenme engellerinin ağır biçimde ihlali, ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk gibi nedenler gündeme gelebilir.
Nisbi butlan:
Evlenme iradesi sakatlanmıştır; yanılma, aldatma veya korkutma gibi sebepler söz konusudur. Örneğin eşin ağır bir hastalığını gizlemesi, evlenmede önemli nitelikte yanılma yaratması veya korkutma altında evlilik kurulması gibi.
Mal paylaşımı bakımından ise kanun koyucu bu iki butlan türü arasında ayrım yapmamış, her ikisinde de tasfiyeyi boşanma hükümlerine bağlamıştır. Yani butlan türü farklı olsa da mal rejiminin tasfiyesi sistemi bakımından esas yaklaşım aynıdır.
4. Mal Rejimi Ne Zaman Sona Eriyor?
Butlan halinde mal rejiminin sona erme anı, TMK m. 225 gereği iptal davasının açıldığı tarihtir. Bu çok önemli bir noktadır. Çünkü:
Dava tarihine kadar edinilen mallar tasfiye hesabına girer.
Dava tarihinden sonra edinilen mallar kural olarak tasfiye dışındadır.
Bu tarih, katılma alacağı ve değer artış payı hesabı açısından kritik eşiktir.
Dolayısıyla uygulamada ilk yapılacak iş, mal rejiminin sona erdiği tarihi net biçimde belirlemektir. Bu tarih belirlenmeden sağlıklı bir tasfiye hesabı yapılamaz.
5. Tasfiyenin Esası: Hangi Mallar Paylaşılır?
Butlanla iptal halinde mal paylaşımı yapılırken öncelikle eşlerin bağlı bulunduğu mal rejimi tespit edilir. Çoğu durumda bu, yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimidir. Buna göre:
Kişisel mallar tasfiyede eşe geri verilir.
Edinilmiş mallar tasfiye hesabına girer.
Edinilmiş mallar üzerinden artık değer bulunur.
Artık değer üzerinden karşı eşin katılma alacağı hesaplanır.
Diğer eşin mallarına katkı varsa değer artış payı da gündeme gelebilir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin teknik hesaplama mantığı, iptal davasında da boşanmadakiyle aynıdır. Bu nedenle iptal kararı, mal paylaşımını ortadan kaldırmaz; yalnızca tasfiyenin hukuki dayanağını ve başlangıç zamanını belirler.
6. İyi Niyetli Eşin Korunması
TMK m. 158, özellikle iyi niyetli eş açısından son derece önemlidir. Butlanla iptal edilen bir evlilikte, evlenirken iyi niyetli olan eş, bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Bu düzenleme, evliliğin sakatlığı nedeniyle iyi niyetli eşin bütünüyle mağdur olmasını önlemeyi amaçlar.
Mal paylaşımı bakımından bu koruma şu şekilde görünür:
Evlilik süresince birlikte edinilen mallar tasfiye edilir.
İyi niyetli eş, sırf evliliğin butlanla iptal edilmesi nedeniyle ekonomik kazanımlarını tamamen kaybetmez.
Tasfiye sırasında hakkaniyet, iyi niyet ve edinim tarihleri önem kazanır.
Bu nedenle özellikle nisbi butlan davalarında, eşin iyi niyetli olup olmadığı sadece kişisel durum bakımından değil, mali sonuçlar bakımından da önem taşır.
7. Yargıtay’ın Genel Yaklaşımı
Yargıtay uygulaması, uzun yıllardır istikrarlı biçimde şu ilkeyi benimsemektedir:
Evlenmenin iptali halinde de mal rejimi tasfiye edilir.
Tasfiye, iptal davasının açıldığı tarih itibarıyla yapılır.
Boşanmaya ilişkin hükümler kıyasen değil, doğrudan TMK m. 158/2 ve m. 225 uyarınca uygulanır.
Tasfiye için evlilik birliğinin sona ermesini beklemek gerekmez; iptal davası açıldığı anda mal rejimi sona ermiş sayılır.
Aşağıda güncel ve konuya doğrudan ilişkin Yargıtay kararları yer almaktadır.
8. Güncel Yargıtay Kararları
2. Hukuk Dairesi 2018/1389 E. , 2019/967 K.2-Davacı-davalı erkek birleşen dava dilekçesinde, davalı-davacı kadında paranoid şizofren belirtileri bulunduğunu, bu rahatsızlığın kendisi ve altsoyu için tehlike arz ettiğini ve evlenme sırasında kendisinden gizlendiğini, eşinin önemli bir niteliğinde yanılarak evlendiğini beyan ederek, Türk Medeni Kanunu’nun 149. ve 3. maddeleri uyarınca nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir Dosya kapsamında bulunan … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 03.02.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda kadının muayene tarihi itibarıyla fiil ehliyetinin tam olduğu ve aktif psikopatoloji saptanmadığı belirtilmiştir Ancak evliliğin iptali davası yönünden mevcut rapor yetersiz olup evlilik tarihi itibarıyla herhangi bir tespit içermemektedir O halde davalı-davalı kadında evlilik tarihi itibariyle Türk Medeni Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca davacı-davalı erkek ve altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalık olup olmadığına dair resmi sağlık kurulu raporu alınarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu karar, iptal davalarında sağlık raporunun evlilik tarihine göre alınması gerektiğini vurgulaması bakımından önemlidir. Evlilik tarihindeki durum tespit edilmeden butlan sebebinin varlığı sağlıklı değerlendirilemez.
2. Hukuk Dairesi 2017/5989 E. , 2018/12811 K.
Mahkemece verilen 26.02.2015 tarihli karar, Dairemizin; 20.12.2016 tarih, 2016/20616 esas ve 2016/16240 karar sayılı ilamıyla; “Davacı-davalı erkeğin dava dilekçesinde, eşinin şizofreni hastası olduğunu, kendisi veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bu hastalığın kendisinden gizlenerek evliliğin gerçekleştiğini, aldatıldığını beyan ederek Türk Medeni Kanunu’nun 150. maddesi uyarınca nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı-davacı kadın da birleşen dava ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma talep etmiştir. Mahkemece asıl dava ve birleşen davanın kabulü ile Türk Medeni Kanunu’nun 145/3. maddesi gereğince tarafların evliliklerinin mutlak butlan sebebi ile iptaline karar verilmiştir. Hâkim talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Mutlak butlan sebebi ile açılmış bir dava bulunmadığı halde talepten farklı olarak Türk Medeni Kanunu’nun 145/3. maddesi uyarınca evliliğin iptaline karar verilmesi doğru olmadığı, taraflarca temyiz edilmemiş olsa bile, yasaya açık aykırılık bulunması hallerinde hükmün bozulabileceği (HUMK m. 439/2), o halde mahkemece yapılacak iş davacı-davalı erkeğin davası yönünden, delillerin nisbi butlan sebebi ile (TMK m. 150/3) evliliğin iptali davası yönünden değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi, davacı-davalı kadın tarafından açılan boşanma davasında ise, erkeğin açtığı nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptali davasının, boşanma davası açısından bekletici sorun oluşturacağı gözetilerek, boşanma davasının tefrik edilerek erkeğin açtığı nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptali davasının sonucu beklendikten sonra boşanma davası hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmesi gerektiği yönünde bozulmuş, mahkemece de Dairemizin bozma ilamına uyulmuş, mahkemece kadının boşanma davası tefrik edilmiş, erkeğin nisbi butlan sebebiyle evliliğin iptali davasının ise reddine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalının şizofreni rahatsızlığı olduğu halde, bu hastalığı gizleyerek evliliği gerçekleştirdiği, davacı erkek tarafından evlenmeden sonra hastalığın aktif döneminde bu hususun öğrenildiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 150/2 maddesi gereğince aldatma sebebiyle evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, davalıda mevcut hastalığın davacı-davalının veya alt soyunun sağlığı için ağır tehlike teşkil edecek nitelikte olması zorunludur.
Mahkemece alınan sağlık kurulu raporunda, kadının bu hastalığının 8 yıllık bir mazisinin olduğu, geçmişte zaman zaman yatarak tedavi edilmeye çalışıldığı, evlenme tarihi itibariyle de davalı kadının işbu rahatsızlığının bulunduğu, bu hastalığın doğası gereği evliliğe engel teşkil ettiği, kendisi ve çevresindekiler bakımından tehlike arz ettiği, vasi tayininin de gerektiği belirtilmiştir. O halde, kadının sağlık raporu içeriği dikkate alındığında, davalı kadının şizofreni hastalığının, erkek ya da ileri de olması muhtemel altsoyu açısından ağır bir tehlike arz edebileceği ispatlanmıştır. Bu durumda, mahkemece davacı erkeğin davasının kabulüne karar verilecek yerde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu karar, özellikle nisbi butlan sebebiyle iptal davalarında, hastalığın gizlenmesi ve ağır tehlike oluşturması halinde iptalin kabul edilmesi gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.
8. Hukuk Dairesi 2014/25701 E. , 2016/6707 K. İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir
Taraflar, 27.05.2004 tarihinde evlenmiş, 16.10.2008 tarihinde açılan dava sonucunda evliliğin mutlak butlandan iptaline karar verilmiştir
Mal rejimi evliliğin iptali davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son)
Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1).
Tasfiyeye konu taşınmaz, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 03.07.2006 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir
Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Bu karar, mutlak butlanla iptal halinde de mal rejiminin iptal davasının açıldığı tarihte sona ereceğini ve tasfiye hesabında edinilmiş mallara katılma rejimi hükümlerinin uygulanacağını açıkça ortaya koymaktadır.
2. Hukuk Dairesi 2016/9825 E. , 2018/2754 K. Evlilik birliği sona ermeden mal rejiminin tasfiyesine gidilemez
Rejim ise, evliliğin boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi halinde buna ilişkin davanın açıldığı, ölümle sona ermesi halinde, ölüm tarihinden, mal ayrılığına geçilmesi kararı verilmesi halinde ise, buna ilişkin dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225). Boşanma kararı kesinleşmedikçe tasfiye talebi incelenemez
Bu durumda boşanma hükmü henüz kesinleşmediğine göre, tasfiyeye ilişkin talebin boşanma davasından tefrik edilmesi ve boşanmanın kesinleşmesinin beklenmesi gerekirken bu taleple ilgili olumlu yada olumsuz hüküm kurulmamış olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir
Bu karar, mal rejiminin tasfiyesinin evlilik birliği sona ermeden yürütülemeyeceği ve tasfiye için sona erme anının belirleyici olduğu yönünde istikrarlı uygulamayı yansıtmaktadır.
2. Hukuk Dairesi 2018/531 E. , 2018/2542 K. Rejim ise, evliliğin boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi halinde buna ilişkin davanın açıldığı, ölümle sona ermesi halinde, ölüm tarihinden mal ayrılığına geçilmesi kararı verilmesi halinde ise, buna ilişkin dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225). Bu hükme göre, boşanma kararı kesinleşmedikçe tasfiye talebi incelenemez
Boşanma hükmü kesinleşmediğine göre, tasfiyeye ilişkin bu talebin boşanma davasından tefrik edilmesi, boşanmanın kesinleşmesinin beklenmesi ve bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekir
Bu hususun nazara alınmayarak yazılı gerekçe ile talebin kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu karar da tasfiye için mal rejiminin sona ermesinin ön koşul olduğunu ve sona erme anının dava tarihi olduğuna ilişkin yaklaşımı desteklemektedir.
3. Hukuk Dairesi 2023/5599 E. , 2024/764 K.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 225 nci maddesine göre; mal rejiminin, eşlerden birinin ölümüyle, başka bir mal rejiminin kabulüyle, mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesiyle sona ermesi, Yargıtay’ın sapmaksızın devam eden uygulamalarına göre, mal rejiminin tasfiyesi ile alacak hakkında bir karar verilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermesinin gerekmesi, başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel (istenebilir) hale gelmesinin gerekmesi, mal rejiminin sona ermesinin, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşulunun olması, mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30 uncu maddesi) bekletici mesele yapılması, tasfiye davasında, mal rejiminin sona ermemiş ve sona erdirecek davanın da henüz açılmamış olduğunun anlaşılması durumunda ise davanın görülebilirlik ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesinin gerekmesi ..
Bu karar, güncel içtihatta da mal rejiminin sona ermesinin tasfiye bakımından görülebilirlik ve muacceliyet şartı olduğunu teyit etmektedir.
9. Yargıtay Kararlarının Ortak Mesajı
Yukarıdaki kararlar birlikte değerlendirildiğinde Yargıtay’ın çizgisi oldukça nettir:
Evlenmenin iptali halinde mal rejimi tasfiye edilir.
Mal rejimi iptal davasının açıldığı tarihte sona erer.
Nisbi butlan ve mutlak butlan arasında tasfiye sistemi yönünden fark yoktur.
Tasfiye, boşanma hükümlerine göre yapılır.
Tasfiye talebi, mal rejiminin sona ermesi gerçekleşmeden incelenemez.
Hastalık gizlenmesi, ağır tehlike, sağlık kurulu raporu gibi unsurlar iptal sebebinin ve dolayısıyla tasfiye sürecinin temel dayanakları arasında yer alabilir.
Bu içtihatlar, özellikle uygulamada çok karşılaşılan şu soruya cevap verir:
“Evlilik iptal edilirse mallar ne olur?”
Cevap: Mallar otomatik olarak ortadan kalkmaz; tasfiye edilir.
10. Tasfiye Hesabında Dikkat Edilecek Noktalar
Butlanla iptal halinde mal paylaşımı yapılırken şu teknik başlıklar dikkatle incelenmelidir:
a. Mal rejiminin türü
Evlilik sözleşmesiyle başka rejim seçilmiş olabilir. Seçilmemişse yasal rejim uygulanır.
b. Mal rejiminin sona erme tarihi
İptal davasının açıldığı tarih esas alınır.
c. Malların edinim tarihi
Bir mal, dava tarihinden önce mi sonra mı edinilmiş? Bu soru kritiktir.
d. Malların niteliği
Mal kişisel mal mı, edinilmiş mal mı?
e. Katkı payı ve değer artış payı
Bir eşin diğer eşin malına katkısı varsa hesaplama gerekebilir.
f. Üçüncü kişilere devredilen mallar
Mal rejiminin tasfiyesi sırasında üçüncü kişilere yapılan devirlerin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilir.
11. Uygulamada Sık Sorulan Sorular
Evlilik butlanla iptal edilirse her şey eşit paylaşılır mı?
Hayır. Önce kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı yapılır. Eşit paylaşım, yalnızca katılma alacağı hesabında söz konusu olabilir.
Mutlak butlanda da mal paylaşımı yapılır mı?
Evet. TMK m. 158/2 nedeniyle yapılır.
Nisbi butlanda daha farklı mı?
Hayır, mal paylaşımı bakımından esas sistem aynıdır.
İptal kararı kesinleşmeden tasfiye yapılabilir mi?
Tasfiye davası bakımından mal rejiminin sona erdiği an önemlidir; iptal davası açılmışsa rejim dava tarihinde sona ermiş sayılır. Ancak yargısal uygulamada bağlantılı davalarda bekletici mesele ve usul ekonomisi açısından dikkatli hareket edilir.
12. Sonuç / Özet
Evliliğin mutlak butlan veya nisbi butlan ile iptali halinde mal paylaşımı yapılır ve bu paylaşım boşanmaya ilişkin hükümler çerçevesinde gerçekleştirilir.
Özetle:
TMK m. 158/2 gereği, butlan halinde eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine boşanma hükümleri uygulanır.
TMK m. 225 uyarınca mal rejimi, iptal davasının açıldığı tarihte sona erer.
Tasfiyede önce kişisel mallar ayrılır, sonra edinilmiş mallar üzerinden katılma alacağı ve gerekiyorsa değer artış payı hesaplanır.
Mutlak butlan ile nisbi butlan arasında mal paylaşımı yönünden esaslı bir fark yoktur.
Güncel Yargıtay kararları da bu yaklaşımı istikrarlı şekilde doğrulamaktadır.
En önemli hukuki sonuç şudur: Butlan, mal paylaşımını ortadan kaldırmaz; yalnızca tasfiyenin zamanını ve hukukî dayanağını belirler.
