📞 0312 926 83 20 ✉️ [email protected]

Meslek Hastalığının Tespiti Davası: Haklarınızı Bilin

Çalışma hayatı, bireylerin geçimlerini sağladığı ve topluma katkıda bulunduğu önemli bir alandır. Ancak bazı durumlarda, çalışma koşulları veya yapılan işin niteliği gereği çalışanlar çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirler. Bu sağlık sorunlarından biri de “meslek hastalığı”dır. Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Bu yazımızda, meslek hastalığının hukuki çerçevesini, tespit sürecini ve bu süreçte açılabilecek “meslek hastalığının tespiti davası”nı detaylı bir şekilde ele alacağız.

Yasal Çerçeve

Meslek hastalığı kavramı ve buna ilişkin haklar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanun, meslek hastalığının tanımını, bildirilmesini ve soruşturulmasını açıkça belirtmektedir.

Sosyal sigorta işlemleri yönetmeliği, meslek hastalığının tespitinde sağlık kurulu raporları ve tıbbi belgelerin yanı sıra, işyerindeki çalışma şartlarını ortaya koyan denetim raporlarının da önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan meslek hastalıkları için yükümlülük süresi ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun rolü de açıklanmıştır.

Meslek Hastalığının Tespiti Süreci

Meslek hastalığının tespiti süreci genellikle aşağıdaki adımları içerir:

  1. Hastalığın Ortaya Çıkması ve Şüphelenilmesi: Sigortalının çalıştığı işten kaynaklandığı düşünülen bir hastalığın belirtileri ortaya çıktığında süreç başlar.
  2. Sağlık Kuruluşuna Başvuru: Sigortalı, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularına başvurarak muayene ve tetkiklerini yaptırır. Bu süreçte, hastalığın mesleki olup olmadığına dair tıbbi belgeler ve raporlar düzenlenir.
  3. Kuruma Bildirim:
  • 4/a (SSK) ve 5. madde kapsamında sigortalı olanlar için, meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen sigortalı veya bu durumu kendisine bildirilen işveren tarafından, hastalığın öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirim yapılması zorunludur.
  • 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı olanlar için ise kendisi tarafından üç işgünü içinde SGK’ya bildirim yapılması gerekmektedir.
  • Bu bildirim yükümlülüğüne uyulmaması halinde, Kurumca yapılan masraflar ve ödenen geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilebilir.
  • Kurum Sağlık Kurulu Tespiti: SGK, sunulan sağlık kurulu raporları ve tıbbi belgeleri inceler. Gerekli gördüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve tıbbi sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve diğer belgeleri de inceleyerek Kurum Sağlık Kurulu tarafından meslek hastalığının tespitini yapar.
  • Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Kararı: Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda uyuşmazlık çıkması halinde, bu durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından karara bağlanır. Ayrıca, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlenen ve etkenin işyerinde tespit edildiği hastalıklar, Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

Meslek Hastalığının Tespiti Davası Nasıl Açılır?

SGK tarafından verilen “meslek hastalığı yoktur” kararına veya meslek hastalığı oranının düşük bulunmasına itiraz etmek isteyen sigortalılar, “meslek hastalığının tespiti davası” açabilirler. Bu dava, iş mahkemelerinde görülür.

Dava sürecinde, mahkeme genellikle Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversite hastanelerinden alınacak raporlarla hastalığın mesleki niteliğini ve sürekli iş göremezlik oranını tespit etmeye çalışır.

Dava Açma Süreci Adımları:

  1. Kuruma Başvuru ve Ret Kararı: Öncelikle SGK’ya meslek hastalığı tespiti için başvurulmalı ve Kurumdan olumsuz bir yanıt (meslek hastalığı yoktur kararı veya düşük oran tespiti) alınmalıdır. Bu karar, dava açmak için bir ön koşuldur.
  2. Dava Dilekçesinin Hazırlanması: Dava dilekçesinde, davacının kimlik bilgileri, davalılar (SGK ve işveren), hastalığın detayları, çalışma geçmişi, hastalığın mesleki niteliği ve talep edilen hususlar (meslek hastalığının tespiti, sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi vb.) açıkça belirtilmelidir.
  3. Yetkili ve Görevli Mahkeme: Meslek hastalığının tespiti davaları, iş mahkemelerinde açılır. Yetkili mahkeme ise davacının ikametgahının bulunduğu yer veya işyerinin bulunduğu yer iş mahkemesidir.
  4. Delillerin Sunulması: Dava dilekçesi ile birlikte, hastalığa ilişkin tüm tıbbi belgeler (hastane raporları, tetkik sonuçları, epikrizler), çalışma geçmişini gösteren belgeler (sigorta kayıtları, işyeri sicil dosyası), işyerindeki çalışma koşullarına ilişkin bilgiler ve varsa tanık beyanları gibi deliller mahkemeye sunulmalıdır.
  5. Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme, dosyadaki mevcut delilleri değerlendirdikten sonra, genellikle konunun uzmanı bilirkişilerden (iş güvenliği uzmanı, tıp doktoru, hukukçu) oluşan bir heyetten rapor alınmasına karar verir. Bu rapor, hastalığın mesleki niteliği, işyerindeki risk faktörleri ve sürekli iş göremezlik oranı hakkında önemli tespitler içerir.
  6. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu: Bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi halinde, dosya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek nihai rapor alınır. Yargıtay kararları da bu kurumların raporlarını esas almaktadır.

Meslek Hastalığında Zamanaşımı Süresinin Başlangıcı

Meslek hastalığı davalarında zamanaşımı süresinin başlangıcı, iş kazası davalarından farklılık gösterebilir. İş kazası anlık bir olay iken, meslek hastalığı zamanla ortaya çıkan ve gelişen bir durumdur. Bu nedenle, meslek hastalığında zamanaşımı süresinin başlangıcı, hastalığın teşhis edildiği ve sigortalının bu durumu öğrendiği tarih olarak kabul edilir.

Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibarıyla başlayacağının belirlenmesinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi vurgulanmaktadır. Zarar görenin zararı öğrenmesi, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.

Bu bağlamda, meslek hastalığına ilişkin tazminat davalarında zamanaşımı süresi, hastalığın kesin olarak teşhis edildiği ve sigortalının bu durumu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer hastalık zamanla gelişim gösteriyorsa, bu gelişimin tamamlandığı tarih zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilir.

Yükümlülük Süresi ve Zamanaşımı

5510 sayılı Kanun’un 14. maddesi ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 36. maddesi, meslek hastalığının işten ayrıldıktan sonra meydana çıkması halinde, sigortalının haklardan yararlanabilmesi için eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şartını getirir. Bu süreye “yükümlülük süresi” denir.

Ancak, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, söz konusu hastalık Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir.

Bu durum, zamanaşımı süresinin başlangıcını etkileyebilir. Zira, hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile gerçekleştiğinde, sigortalının zararı öğrendiği tarih de bu onay tarihi olarak kabul edilebilir.

Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Meslek hastalığı nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında da Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki genel zamanaşımı süreleri uygulanır. Buna göre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde dava açılması gerekmektedir.

Ancak, meslek hastalığı gibi durumlarda “fiilin işlendiği tarih” kavramı, hastalığın ortaya çıkış süreci nedeniyle farklı yorumlanabilir. Yargıtay, bu tür davalarda zamanaşımının failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılması gerektiğini belirtmektedir. Zarar görenin zararı öğrenmesi, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir.

Sosyal Güvenlik Kurumu’na Karşı Açılacak Davalarda Zamanaşımı

5510 sayılı Kanun’un 97. maddesi, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağını belirtir.

Bu madde, Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı açılacak gelir ve aylık taleplerine ilişkin zamanaşımı süresini düzenlerken, işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davaları için Türk Borçlar Kanunu hükümleri geçerlidir.

Sonuç / Özet

Meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi, genel olarak Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Buna göre:

  • Genel Zamanaşımı Süresi: Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır.
  • Zamanaşımının Başlangıcı: Meslek hastalığında zamanaşımı süresi, hastalığın kesin olarak teşhis edildiği ve sigortalının bu durumu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer hastalık zamanla gelişim gösteriyorsa, bu gelişimin tamamlandığı tarih zamanaşımının başlangıcı olarak kabul edilir.
  • Yükümlülük Süresi: 5510 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler, meslek hastalığının işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkması halinde belirli bir yükümlülük süresi öngörmektedir. Ancak, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile hastalık meslek hastalığı sayılabilir ve bu onay tarihi zamanaşımının başlangıcını etkileyebilir.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu’na Karşı Talepler: Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı açılacak gelir ve aylık taleplerinde ise hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıllık bir zamanaşımı süresi uygulanır.

Meslek hastalığı davaları, hastalığın tespiti, yükümlülük süresi ve zamanaşımı başlangıcı gibi konularda özellik arz ettiğinden, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Meslek hastalığının tespiti davası, sigortalıların çalışma hayatında karşılaştıkları sağlık sorunlarının mesleki niteliğini hukuken tescil ettirmeleri ve bu sayede 5510 sayılı Kanun’da öngörülen haklardan (sürekli iş göremezlik geliri, tedavi giderleri vb.) yararlanmaları için kritik bir adımdır. Bu süreç, öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru ile başlar ve Kurumun olumsuz kararı üzerine iş mahkemelerinde dava açılmasıyla devam eder. Dava sürecinde, tıbbi belgeler, çalışma geçmişi, işyeri koşulları ve uzman bilirkişi raporları büyük önem taşır. Yargıtay içtihatları da bu süreçte Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu raporlarının belirleyici olduğunu göstermektedir. Hak kaybına uğramamak adına, bu tür davalarda uzman bir avukattan hukuki destek almak büyük önem taşımaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir