Genel Değerlendirme
Bu çalışma, taşınmaz maliklerinin en çok karşılaştığı uyuşmazlıklardan biri olan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planlarının hukuki niteliğini, yapım ve kesinleşme sürecini, planın hangi kamu yararı amacıyla ve hangi idare tarafından tesis edildiğini, ayrıca planın haberiniz olmadan kesinleşmesi hâlinde maliklerin hangi idari ve yargısal haklara sahip olduğunu açıklamayı amaçlamaktadır. Aşağıda, yürürlükteki mevzuat ve doğrudan ilgili Danıştay kararları esas alınarak, akademik nitelikte ve dava stratejisine de temel oluşturabilecek kapsamlı bir inceleme sunulmuştur.
1. 1/1000 Ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planının Hukuki Niteliği
1/1000 ölçekli uygulama imar planı, taşınmazın fiilî ve hukuki kaderini doğrudan etkileyen, parsel bazında yapılaşma koşullarını belirleyen, yoğunluk, kullanım amacı, yol, sosyal ve teknik altyapı, yapı nizamı, çekme mesafeleri ve benzeri uygulama esaslarını gösteren en ayrıntılı plan türüdür. Bu plan, taşınmaz üzerinde hangi amaçla, ne ölçüde ve hangi sınırlar içinde yapılaşma yapılabileceğini belirlediği için doğrudan mülkiyet hakkı ile bağlantılıdır. Bu nedenle 1/1000 ölçekli planlarda yapılan her değişiklik, sadece teknik bir şehircilik tasarrufu değil, aynı zamanda mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyabilir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde uygulama imar planı, tasdikli hâlihazır haritalar üzerine, varsa kadastral durum işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve yapı adaları ile bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ayrıntılarıyla gösteren plan olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 6. maddesinde ise imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planından oluştuğu, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu çerçevede 1/1000 ölçekli plan, üst ölçekli planlara bağlı olmakla birlikte, doğrudan uygulanabilir sonuç doğuran alt ölçekli plan statüsündedir.
Revizyon uygulama imar planı ise, mevcut planın ihtiyaca cevap vermemesi, uygulanmasının mümkün olmaması veya üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının ya da bir kısmının yenilenmesi sonucunda oluşturulan plandır. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 25. maddesi bu kavramı açık biçimde tanımlar. Dolayısıyla revizyon planı, yalnızca küçük düzeltmeler değil, planın ana kararlarını etkileyebilecek ölçüde kapsamlı bir yeniden kurma işlemidir. Bu yönüyle revizyon planları, sıradan plan değişikliklerinden daha yoğun hukuki sonuçlar doğurur.
2. Plan Neden Yapılır, Hangi Amaçla Tesis Edilir?
1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planlarının temel amacı, planlama alanında kamu yararına uygun, şehircilik ilkeleriyle uyumlu, teknik ve nesnel gerekçelere dayalı, uygulanabilir bir mekânsal düzen kurmaktır. Bu planlar, bir taşınmazın mevcut kullanım biçiminin değiştirilmesi, altyapı ile üstyapı ilişkilerinin yeniden kurulması, ulaşım kurgusunun iyileştirilmesi, yoğunluk dengesinin sağlanması, kamu hizmet alanlarının düzenlenmesi, mülkiyet sorunlarının giderilmesi ya da üst ölçekli plan kararlarına uygunluk sağlanması amacıyla hazırlanır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesi, plan değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve sosyal-teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı ve teknik ile nesnel gerekçelere dayanılarak yapılacağını düzenler. Aynı Yönetmelik, mevcut planda öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren değişikliklerin yapılamayacağını ve bu alanların kaldırılması veya küçültülmesinin ancak zorunlu hâllerde, eşdeğer alan ayrılması koşuluyla mümkün olacağını belirtir. 3194 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesi de benzer şekilde plan değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini ve bütünlüğünü bozmayacak biçimde yapılabileceğini ve teknik gerekçe ile ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporunun idareye sunulması gerektiğini hükme bağlamıştır.
Bu nedenle planın “amacı”, bireysel olarak tek bir malik lehine veya aleyhine özel düzenleme yapmak değil; şehircilik, kamu yararı, altyapı ihtiyacı, ulaşım, sosyal donatı ve plan bütünlüğü açısından alanı yeniden düzenlemektir. Bununla birlikte uygulamada, bazı plan değişikliklerinin fiilen tek bir parseli hedef alan, kişiye özgü veya parsel bazlı sonuçlar doğurabildiği görülmektedir. Bu tür durumlarda planın kamu yararı içerip içermediği yargısal denetime tabi olur.
3. Planı Kim Yapar, Hangi İdare Yetkilidir?
Belediye sınırları içinde kalan yerlerde nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır; planlar belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu husus 3194 sayılı Kanun’un 6. maddesi ve planların onay-yürürlük sistematiğinden doğrudan anlaşılır. Belediye ve mücavir alan sınırları dışında ise yetki il özel idaresi veya ilgili diğer yetkili idari mercilere aittir. Dolayısıyla 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planını kural olarak belediye sınırlarında belediye meclisi kabul eder; planın teknik hazırlığını ise belediyenin imar birimleri, belediye başkanlığına bağlı idari ve teknik personel ya da belediyenin hizmet aldığı yüklenici ekipler gerçekleştirebilir.
Danıştay’ın 2011 tarihli kararında, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerde de aynı usullere uyulması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu karar, planı yapan organın plan değişikliğinde de yetkili organ olduğu, yetkisiz bir makamın planı değiştiremeyeceği ve plan değişikliğinin şekil ile usulde paralellik ilkesine uygun olması gerektiği yönünden önemlidir.
Ayrıca Danıştay’ın 2021/12078 sayılı kararında, belediye meclisince kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin onay ve ilan prosedürü bakımından 3194 sayılı Kanun’daki usule tabi olduğu vurgulanmış; planların belediye meclisi kararı ile yürürlüğe girdiği, bir ay süreyle ilan edildiği ve bu ilan süresi içinde itiraz edilebildiği belirtilmiştir. Bu karar, planın kim tarafından yapıldığı ve hangi aşamalardan geçerek kesinleştiği sorusuna doğrudan yanıt verir.
4. Planın Yapım ve Kesinleşme Aşamaları
İmar planı süreci, teknik hazırlık, yetkili organca onay, askı-ilan, itirazların değerlendirilmesi ve kesinleşme aşamalarından oluşur. İlk aşamada planlama alanına ilişkin halihazır haritalar, kadastral durum, jeolojik ve jeoteknik etütler, ulaşım verileri, sosyal ve teknik altyapı envanteri ve nüfus/yoğunluk analizleri hazırlanır. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 21. maddesi, imar planlarının kadastral durum işlenmiş en son onaylı halihazır haritalar üzerine çizileceğini ve onaylı jeolojik-jeoteknik veya mikro bölgeleme etüt raporu bulunmayan alanlarda plan hazırlanamayacağını düzenler. Bu aşama, planın teknik temelini oluşturur.
İkinci aşamada plan, yetkili belediye meclisine sunulur. Belediye meclisi planı kabul ederse plan onaylanmış sayılır. Üçüncü aşamada plan, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. 3194 sayılı Kanun’un 8. maddesindeki sistematik ve Danıştay içtihatları, bu bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceğini ortaya koymaktadır.
Dördüncü aşamada askı süresi içindeki itirazlar belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilir; belediye meclisi bunları inceleyerek kesin karara bağlar. Bu itiraz üzerine verilen karar, planın kesinleşmesi bakımından belirleyicidir. İtiraz edilmemişse plan askı süresinin sonunda kesinleşir. İtiraz edilmişse meclis kararı sonrasında kesinleşme gerçekleşir.
Bu sistem, Danıştay’ın 2023/7549 ve 2020/12201 sayılı kararlarında açık şekilde açıklanmıştır. Söz konusu kararlarda, imar planlarının ilanı gereken genel düzenleyici işlem olduğu, askı süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde dava açma süresinin son ilan tarihini izleyen günden itibaren işlediği, ayrıca planlara karşı özel bir başvuru ve itiraz rejiminin bulunduğu belirtilmiştir. Bu kararlar, planın “haberiniz olmadan kesinleşmiş” görünmesinin çoğu zaman askı-ilan prosedürünün fark edilmemesinden kaynaklandığını göstermesi bakımından özellikle önemlidir.
5. “Haberimiz Olmadan Kesinleşmiş” Ne Anlama Gelir?
Bir imar planının malik tarafından fiilen öğrenilmemiş olması, her zaman planın hukuken geçersiz olduğu anlamına gelmez. Hukuken belirleyici olan, planın usulüne uygun ilan edilip edilmediğidir. Eğer plan usulüne uygun biçimde askıya çıkarılmış ve ilan edilmişse, süreler ilanla işlemeye başlar. Buna karşılık, plan yetkisiz merci tarafından ilan edilmişse veya ilan usulüne aykırı yapılmışsa, dava açma süresi davacının plandan haberdar olduğu tarihten itibaren başlayabilir.
İmar planlarına ilişkin süre hesabında, planın ilanı ve askı süreci belirleyicidir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2021/2822 E., 2021/2543 K. sayılı kararında, bir aylık ilan süresinin bitiminden sonra itirazların incelenmesi için öngörülen onbeş günlük sürenin de beklenmesi gerektiği; bu süre içinde itiraz hakkında karar verilirse karar tarihinden, verilmezse onbeş günlük sürenin bitimini izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı kabul edilmiştir. Yine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2022/2448 E., 2022/2649 K. sayılı kararında, ilan-askı tutanaklarında ivedi yargılama usulüne tabi imar planlarına karşı otuz günlük özel dava açma süresinin belirtilmemesi hâlinde, dava açma süresinin genel dava açma süresi olan altmış gün olarak uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle, planın usulüne uygun ilan edilip edilmediği, askı süresi içinde itiraz imkanının sağlanıp sağlanmadığı ve ilan metninde dava süresine ilişkin gerekli bilgilendirmenin bulunup bulunmadığı, süre aşımı savunmasının değerlendirilmesinde kritik önemdedir.
Bu aşamada kritik olan husus, planın gerçekten usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği ile sizin açısından dava açma süresinin ne zaman başladığıdır. Zira imar planları ilanı gereken düzenleyici işlemler olduğundan, kural olarak ilan tarihini izleyen günden itibaren dava süresi işlemeye başlar. Ancak usulsüz ilan veya yetkisiz merci işlemi varsa, süre tartışmalı hâle gelir.
6. Maliklerin İdari Aşamadaki Hakları
Taşınmaz maliklerinin ilk hakkı, plan askıya çıktığında buna itiraz etmektir. İmar planına askı süresi içinde itiraz edilebilir; bu itiraz belediye meclisince değerlendirilmek zorundadır. İtiraz hakkı, malik olmanın doğal uzantısıdır ve taşınmazın değerini, kullanım biçimini, yapılaşma hakkını, erişimini ve ekonomik potansiyelini etkileyen her düzenlemede önem taşır.
İkinci olarak malik, planı hazırlayan veya onaylayan idareden planın dayanağını, plan açıklama raporunu, plan notlarını, üst ölçekli planlarla uyumunu, sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporunu ve askı-ilan belgelerini isteyebilir. Çünkü planın gerekçesi, teknik dayanağı ve kamu yararı unsuru denetlenebilir olmalıdır. Özellikle 3194 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesi ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesi, plan değişikliklerinde teknik ve nesnel gerekçe zorunluluğu getirir.
Üçüncü olarak malik, plan değişikliğinin sadece kendi taşınmazını hedef aldığı, eşitlik ve kamu yararı ilkelerine aykırı biçimde kişiye özel düzenleme yapıldığı kanaatindeyse, bu planın iptali için idari yargı yoluna başvurabilir. Malik ayrıca, planın uygulanması sonucu parselasyon, ruhsat, kamulaştırma veya başka bir uygulama işlemi tesis edilmişse, yalnızca düzenleyici işleme değil, aynı zamanda uygulama işlemine karşı da dava açabilir. 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi, düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililere düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisine birden dava açabilme imkânı tanımaktadır.
Dördüncü olarak malik, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında idareye başvurarak işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni işlem yapılmasını isteyebilir. Bu başvuru, dava açma süresini durdurur. Bu hak, özellikle askı süresi kaçırılmışsa veya malik sonradan planı öğrenmişse stratejik açıdan önem taşır.
7. Maliklerin Yargı Yolundaki Hakları
Malik, imar planının iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açabilir. Dava konusu, planın tamamı olabileceği gibi yalnızca taşınmaza ilişkin kısmı da olabilir. Planlara karşı açılan davalarda genellikle ileri sürülen iptal nedenleri; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırılık, üst ölçekli planlara aykırılık, kamu yararı eksikliği, teknik gerekçenin bulunmaması, plan bütünlüğünün bozulması, eşitlik ilkesine aykırılık ve mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahaledir.
Danıştay’ın 2022/1071 sayılı kararında, üst ölçekli planlara dayanmayan veya üst kademe planlara aykırı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptal edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu karar, plan hiyerarşisine aykırılığın tek başına önemli bir iptal nedeni olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde 2021/8746 sayılı kararda da uygulama imar planının nazım imar planı esaslarına göre hazırlanması gerektiği, planın teknik olarak taşınmazın yoğunluk ve düzenini belirleyen ayrıntılı bir belge olduğu vurgulanmıştır.
2021/1877 ve 2020/12554 sayılı Danıştay kararları, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği başvurularının reddi ve bu reddin yargısal denetimi bakımından önemlidir. Bu kararlar, maliklerin plan değişikliği isteminde bulunabileceğini ve taleplerinin reddi üzerine dava açabileceğini, ancak uyuşmazlığın hukuki niteliğinin tam yargı davası değil, iptal davası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu, maliklerin sadece pasif durumda olmadığını; planın değiştirilmesini talep etme ve ret işlemini yargı önüne taşıma hakkı bulunduğunu ortaya koyar.
Danıştay 2023/9595 sayılı kararda ise, kişinin kendi taşınmazı bakımından mülkiyet hakkı kapsamında her zaman plan değişikliği talebinde bulunabileceği, bu talebin reddi üzerine dava açma süresi içinde hem ret işlemine hem de planın kendisine karşı dava açılabileceği; ancak başkasının mülkiyetinde bulunan taşınmaz açısından bu yola gidilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu karar, malik sıfatının dava ehliyeti ve menfaat ihlali bakımından önemini ortaya koymaktadır.
Danıştay’ın 2021/12078, 2023/7549 ve 2020/12201 sayılı kararları da, askı-ilan süresinin ve itiraz prosedürünün dava süresi üzerinde belirleyici olduğunu teyit eder. Bu kararlar, usulü kaçırmamanın ne derece kritik olduğunu göstermesi bakımından özellikle değerlidir.
8. Usulsüzlük İddiası Hangi Hâllerde Güçlenir?
Bir 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına karşı açılacak davada usulsüzlük iddiası, özellikle şu durumlarda güçlenir: Plan üst ölçekli nazım veya çevre düzeni planına aykırı ise, planın sosyal ve teknik altyapı dengesi bozulmuşsa, parsel bazında ölçüsüz yoğunluk artışı yapılmışsa, plan değişikliği için yeterli teknik ve nesnel gerekçe sunulmamışsa, plan sadece belirli bir malik veya parseli hedef alacak biçimde hazırlanmışsa, ilan-usulüne uyulmamışsa, askı süreci hatalı işletilmişse veya yetkisiz merci tarafından ilan gerçekleştirilmişse.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesi, sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren değişikliklerin yapılamayacağını açıkça söyler. 3194 sayılı Kanun’un Ek 8. maddesi de parsel bazında nüfusu, yoğunluğu, kat adedini ve bina yüksekliğini artıran değişiklikleri kural olarak yasaklar. Bu düzenlemeler, bireysel mülkiyetin keyfî biçimde sınırlandırılmasına karşı koruyucu işlev görür.
Bu noktada özellikle 2021/8746 sayılı Danıştay kararı, planın yoğunluk ve düzeni ayrıntılarıyla gösteren bir araç olduğu; plan değişikliklerinin ise üst planlara ve şehircilik ilkelerine uygun olması gerektiği için önemlidir. Yine 2022/1071 sayılı karar, üst ölçekli planlara aykırılığın iptal nedeni olduğunu göstermektedir. Bu kararlar, malikin “benim taşınmazımın kullanım değeri hukuka aykırı biçimde düşürüldü” iddiasını destekleyebilir.
9. Dava Açma Süresi ve En Kritik Risk
Bu tür uyuşmazlıklarda en kritik risk dava açma süresidir. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Bu nedenle planın askı tarihi, ilan yeri, internet ilanı, son ilan tarihi ve itiraz süreci mutlaka kontrol edilmelidir. Eğer plan usulüne uygun ilan edilmiş ve askı süresi geçmişse, genel kural olarak 60 günlük dava açma süresi söz konusudur. Ancak ilan usulsüzse veya yetkisiz makam işlemi varsa, süre tartışması davacı lehine farklılaşabilir.
Bu sebeple, “haberimiz olmadan kesinleşti” ifadesi tek başına yeterli değildir. Hukuken şu ayrım yapılır: Plan gerçekten usulüne uygun ilan edilip askıda kalmış ve siz bu sürede itiraz etmemişseniz, plan büyük ihtimalle kesinleşmiştir ve süre yönünden ciddi risk vardır. Buna karşılık ilan usulsüz ise ya da yetki sakatlığı varsa, dava süresi bakımından savunma üretilebilir.
10. Sonuç
1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı, taşınmazın kullanımını ve değerini doğrudan etkileyen, kamu yararı amacıyla, yetkili belediye meclisi tarafından ve üst ölçekli planlara uygun biçimde tesis edilmesi gereken bir düzenleyici işlemdir. Planın yapım süreci; teknik hazırlık, meclis onayı, askı-ilan, itirazların değerlendirilmesi ve kesinleşme aşamalarından oluşur. Malikler, askı süresinde itiraz etme, idareden bilgi-belge isteme, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında başvuru yapma ve sonrasında iptal davası açma haklarına sahiptir.
Yargı kararları, özellikle plan hiyerarşisine uygunluk, yetkili merci tarafından ilan, askı süresi içinde itiraz ve üst ölçekli plana uyum konularında malik lehine önemli güvenceler sağlamaktadır. Bununla birlikte en önemli pratik risk, dava açma süresinin kaçırılması ve usulüne uygun ilan edilmiş bir planın kesinleşmiş olmasıdır. Bu nedenle somut olayda öncelikle askı-ilan belgelerinin, plan kararlarının, plan açıklama raporunun, üst ölçekli planların ve varsa itiraz/ret işlemlerinin incelenmesi gerekir. Bu belgeler ışığında, planın hukuka uygunluğu ve dava açma süresinin başlangıcı hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir.
Kaynaklar
Mevzuat
3194 sayılı İmar Kanunu, m. 5, m. 6, m. 8 ve Ek m. 8. Mevzuat metni
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 7 ve m. 11. Mevzuat metni
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, m. 21, m. 25 ve m. 26. Mevzuat metni
İçtihat
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2018/7294 E., 2021/1877 K. Bu karar, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına yapılan itirazın reddi ve plan değişikliği uyuşmazlığının yargısal denetimi bakımından doğrudan ilgilidir. Ayrıca plan değişikliği ile bireysel taşınmaz üzerindeki etkilerin iptal davasına konu edilebileceğini göstermesi açısından önemlidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2016/12969 E., 2020/12554 K. Bu karar, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği başvurusunun reddi ve bu ret işleminin hukuki niteliği bakımından ilgilidir. Plan değişikliği isteminin yargısal denetime açık olduğunu ve uyuşmazlığın tam yargı davası olarak değil iptal davası olarak ele alınması gerektiğini göstermesi nedeniyle önem taşır. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2010/10876 E., 2011/868 K. Bu karar, imar planlarında onay, ilan ve itiraz usulünün aynı şekilde değişikliklerde de uygulanması gerektiğini açıkça gösterir. Yetki ve usulde paralellik ilkesi bakımından doğrudan ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2020/3599 E., 2021/12078 K. Bu karar, belediye meclisince kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile askı-ilan ve itiraz prosedürünü konu alır. Planların nasıl kesinleştiği ve dava süresinin nasıl işlediği bakımından önemlidir. Karar metni
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2020/1 E., 2020/1805 K. Bu karar, uygulanma kabiliyeti kalmayan 1/1000 ölçekli imar planı ile revizyon ilişkisini ve plan değişikliğinin kamu yararı/uygulanabilirlik boyutunu değerlendirmesi bakımından ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2021/621 E., 2023/7945 K. Bu karar, askıda yapılan itirazın zımnen reddi sonrasında 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davayı konu alır. Askı süresi, itiraz ve kesinleşme ilişkisini göstermesi bakımından doğrudan ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2019/19900 E., 2023/7549 K. Bu karar, imar planlarının ilanı gereken düzenleyici işlem olduğu ve askı süresi içinde itiraz/dava süresi bakımından özel rejim bulunduğu yönünden önemlidir. “Haberimiz olmadan kesinleşmiş” denilen durumların usul yönünden nasıl değerlendirileceğini açıklaması bakımından özellikle ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2021/10 E., 2023/9595 K. Bu karar, kişinin kendi taşınmazı için plan değişikliği isteminde bulunabileceğini, ret üzerine dava açabileceğini ve başkası adına böyle bir başvuru yapılamayacağını belirtir. Malik sıfatı, menfaat ihlali ve dava ehliyeti açısından doğrudan ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2019/15338 E., 2023/9015 K. Bu karar, askı süresi içinde itiraz edilen plan notunun reddi üzerine açılan davayı konu alır ve itiraz prosedürünün kesinleşme üzerindeki etkisini gösterir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2018/9284 E., 2021/8746 K. Bu karar, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının nazım plan esaslarına göre hazırlanması gerektiğini ve planın yoğunluk ile düzeni ayrıntılı olarak göstermesi gerektiğini vurgular. Plan hiyerarşisi ve teknik uygunluk açısından doğrudan ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2021/9369 E., 2022/1071 K. Bu karar, üst ölçekli planlara aykırı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin hukuka aykırılığını ortaya koyar. Plan hiyerarşisine aykırılık ve şehircilik ilkeleri bakımından özellikle ilgilidir. Karar metni
Danıştay 6. Daire Başkanlığı, 2023/5788 E., 2023/7691 K. Bu karar, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine yapılan itirazın reddi üzerine açılan davada, planın üst ölçekli plan kararları ve kamu yararı çerçevesinde denetlenmesi gerektiğini gösterir. Plan değişikliğinin malik üzerindeki etkisini değerlendirmek açısından önemlidir. Karar metni
